yalancı prenses, doğrucu dünyam

Masallar anlatırlardı eskiden bana , 
Yalanlar söylerlerdi hiç bıkmadan.
Hep bir prenses vardı o masallarda ,
Gece 12 ‘de kaybolan.
Hep de onu çok seven bir prens vardı yanında ,
En sonunda prensesin elinden tutan. 

Masallar anlatırlardı eskiden bana ,
Aklımı karıştırırlardı hiç durmadan.
Hep bir prenses vardı ya hani o masallarda ,
Gerçek olmayan ,
Bir de hani onu seven bir prens vardı ya yanında ,
Onlar meğer gerçekmiş.
Bense tatlı bir yalan. 

Ş.E 

Bir avuç ‘deniz’, birkaç paket taş, bir ömür aşk

Sen İzmir’e çok yakıştın sevgili.
O değişken ama vazgeçilmez havasına, kızına , 
Martısına , vapuruna ,
Bitmez tükenmez aşıklar yuvasına ,
Sen yanıma çok yakıştın sevgili.

Sen İzmir’e çok yakıştın sevgili.
O dalgalı ama vazgeçilmez “deniz”ine , 
Günlerine , gecelerine , 
Ellerin ellerime, gözlerin gözlerime ,
Sen yanıma çok yakıştın sevgili.

Ş.E 
11.02.2012


 

hayat bana dört mevsim

Hep mevsimine göre yaşadım hayatı. Yazın o kavurucu sıcağında senin huzurunda ferahladım. Çiçeklerin kokusunu senin kokunmuş gibi çektim içime. Senin o hassas yüreğine dokunmuş gibi dokundum çiçeklere.Aşkla. Bir yandan da uzaklığın baharını yaşıyordum. Ben, o sonbaharla hep kışa hazırlandım. Senin kokunu taşıyan çiçekleri bir sonraki yaza sakladım. Senin o hassas yüreğine dokunduğum çiçekleri fotoğraflarda bıraktım. Ben kendimi kışa hazırladım. Kıştan korkanlar var ya, işte ben onlardan olmadım. Yazı herkes atladır, mühim olan kışı atlatmaktı. Ben kışı, senin kalbinde ısınarak atlattım. En sonunda da ben o ilkbaharı senin yanında yaşadım. Senin kokunu taşıyan çiçeklerime yeniden kavuştum. Ben yeniden kışın üşüyen o hassas yüreğine dokundum.Aşkla.

Ş.E

Hayat , zıtlıklardan ibarettir.

 

Bazılarımızın bitişi kimimizin başlangıcı olur hayatta.

 

Birimiz “ölüm” denen olayın acısını yaşarken , bir diğerimiz ufacık elleriyle anlamlı bir “merhaba” ile karşılar hayatı…

 

En büyük cambaz bizleriz aslında hayat denen o ince ip üstünde yürümeye çalışırken…Kimi daha alışıktır karşıya geçerken , kimi ise çok zorlanır , ter içinde kalır düşme korkusundan. Aslında hangi yolla olursa olsun amaç sadece “karşıya geçmek”tir. Hayatımız da mecazidir işte. O mecazi ip, o kadar uzundur ki bazıları yolunun bitmeyeceğini düşünür ve öyle yaşar. Yolun sonuna geldiğinde de aklına “ne olacak şimdi?” sorusu düşer. Ne yapacağını bilemez. Geri dönmek için çok geçtir, ileriye adım atamayacak kadar tükenmiş… İşte tam o an , cambazlık son bulur ve şaşkınkığı yüzünden izleyiciler tarafından gülünç duruma düşer.Kimi ise gösterinin farkındadır , her şeye hazırdır ; düşmeye de hazırdır , kolaylıklara da , zorluklara da …Tek bildiği şey bunun sadece bir “gösteri” olduğudur.Yolun sonuna gelince “sizlere düşe kalka güzel bir gösteri sunmanın mutluluğu ile aranızdan ayrılıyorum” diyebilir gönül rahatlığı ile.

 

Hayat , zıtlıklardan ibarettir.

 

Kimimiz hayat denilen oyunu kazandığını düşünürken , diğeri yenilgisinin pençesindedir.

 

Kimi , hayatın  belirli çıkarlar eşiğinde yaşamanın mutluluk getireceğini düşünürken , bir diğeri yolda gördüğü çocuğun çalışmak zorunda olduğunu görüp hüzünlenir.

 

Kiminin mutsuzluğu gözyaşındadır , kimininse kalbindedir , yüzü gülse bile…Görenler , her şeye rağmen mutluluğu yakaladığı için onu takdir eder ama kimse  “gülmekten akıyor” dediği gözyaşının gerçekliğini fark edemez.

 

Hayat , zıtlıklardan ibarettir.

 

Kimi , gözünün içine baka baka yalan söyleyebilirken , diğeri kendi doğruları uğruna yargılanabilir.

 

Hayat , zıtlıklardan ibarettir.

 

Dünyada bile öyledir.Dünyanın bir bölümü kışı yaşarken diğer bölümü yazı yaşar.Aynı şey bahar için de geçerlidir.Kimi ağaçlar yapraklarını dökerken , başka bir yerdeki ağaçlar meyvelerini verir.

 

Tıpkı insanlar gibi…Sonbaharda dökülen yaprak misali bazı duygularını kaybetmeye başlar insan bazen.İlk başta önemsemez bunu…Farkında değildir başına gelebileceklerinden ta ki kışı görene kadar.Aylarca kazanmaya uğraşır yitirdiklerini ama giden yaprak geri gelir mi? Zıtlıklardan ibaret de olsa hayat , varlığını devam ettirmekte.Yaralarını saran insan , yeniden meyve vermeye hazırlanan ağaçlar gibi depolar gücünü kış boyunca.”Zaman her şeyin ilacıdır” derler ya aslında o kısır döngüdür.

 

Siz hiç baharı görmeden gelen yaza şahit oldunuz mu?

      

Ş.E

A kind of diary? 

garbandier:

From The Best of Gluyas Williams

That is what I do , too :)

garbandier:

From The Best of Gluyas Williams

That is what I do , too :)